Canım Anne

Okul Öncesi Dönemde Dil Gelişimi

Okul Öncesi Dönemde Dil Gelişimi
Okul Öncesi Dönemde Dil Gelişimi

Okul Öncesi Dönemde Dil Gelişimi

 

 

Okul Öncesi Dönemde Dil Gelişimi

Dil gelişimi, bilişsel ve bedensel gelişime paralel olarak yürür.

Dil gelişimi konusunda farklı görüşler (akımlar) vardır. Bunlardan en yaygın ikisi Davranışçı görüş ve Psiko-Linguistik görüştür.

 Davranışçı Dil Gelişimi Görüşü:

Dil, davranışçı öğrenme kuramlarına uygun olarak öğrenilir. Çocuk, çevreyi taklit ederek, doğru kelimeler ve cümleler söylediğinde ödüllendirilerek öğrenir.

Psiko-Linguistik Dil Gelişimi Görüşü:

İnsan, dil öğrenmek için özel bir mekanizmaya sahiptir. Çocuk yürümeyi nasıl öğreniyorsa dili de öyle öğrenir.

İnsan doğuştan dil ve konuşma yeteneğiyle doğar. Önce çevresindeki sesleri dinler, bunları anlamaya ve benzerini çıkarmaya çalışır. Ardından sözcükleri kullanarak cümleler kurar, kendisini anlatmak ve çevresini anlamak için…

Agulama Evresi

İlk İletişim Aracı Olarak Ağlama Biçimleri ve Nedenleri (Ağlama Evresi 0-2 ay)

Hayatın ilk günlerinde seslendirme, ağlama şeklindedir.Bu nedenle ağlama bir iletişim aracı niteliğindedir.Yedi haftalıktan küçük çocuklarda açlık ağlamak için en önemli nedenlerden biriyken, gürültü ve ışık ikinci dereceden önemli nedenler arasından sayılabilir. Daha üç aylık bile olmadan çocuk, ağlamanın ilgi toplamak için bir yöntem olduğunu öğrenir.Daha ileri aylarda çocuk aç, yorgun olduğu, korktuğu,  ya da yapmakta olduğu faaliyet kesildiği zaman ağlar.

Cıvıldama  (Babıldama Evresi 2-5 ay)

İkinci ayın sonundan itibaren ilk zamanlara oranla daha az ağlamaya rastlanırken, bebekler kumru gibi sesler çıkarmaya başlarlar. Bu ilkel seslerin çevresel etkilerden ve işitme algısından bağımsız olarak meydana geldiği görülür.

Heceleme (Çağıldama 6-12 ay)

Beş ve altıncı aylarda , kumru gibi ses çıkarma tek heceli anlamsız sözcüklere dönüşür. Çocuk artık seslendirmelerini dikkat çekmek, isteklerini açığa vurmak ya da karşı olduğunu belirtmek üzere kullanmaya başlar. Yani, bu ilkel dilini hem kendini ifade etmek  , hem de diğerlerinin  davranışını değiştirmek amacıyla kullanır.

İlk Sözcük

Bebeğin ilk sözcükleri  unutmayacak bir andır. Bebeğin ilk anlaşılır sözcüklerini söylediği günü daima hatırlarız. Artık bizim anlayabileceğiniz bir dilde iletişim kurmaya, düşündüklerini ve isteklerini bize anlatmaya başlamıştır. Bu durum için, yaş değişkenlik gösterse bile genellikle ilk sözcükler 10 ve 15 ay arası otaya çıkar. Bebeğin mırıldanırken sık sık “anne” ve “baba” sözcüklerini kullandığını gözlemleriz. Bunu doğal ortamda, bir kişiyi ya da bir nesneyi isimlendirerek yaptığında daha da emin oluruz. Örneğin, banyosu için su sesi duyduğunda “ba” demesi gibi.

İlk sözcükleri, genellikle kendisi için önemli olan “anne”, “baba” gibi insanlar ya da günlük çevrede sık kullanılan “top” vb. nesnelerdir. Daha sonra, isteklerini ifade eden ya da eylem içeren, “bay bay” ya da “attı” gibi, sözcüklere geçerler. İsteklerini yalnızca ağlayarak anlatabilen yeni doğmuş bir çocuğun; öyküler anlatan, istekleri olan, şakalar yapan ve birçok soru soran bir çocuğa dönüşmesi gerçekten de şaşırtıcıdır.

Bebek Konuşması

Yetişkinlerin ve çocukların, bebeklerle konuşurken ses tonlarını ve şiddetlerini değiştirdiklerini daha melodik bir konuşma tarzını benimsediklerini de gözleyebilirsiniz. Buna bebek konuşması denir. Bunu yetişkinler bilinçli olarak değil, kendiliğinden yaparlar. Araştırmalar, bu tarz konuşmaların bebekler için çok yararlı olduğunu göstermektedir. Böylece bebekler, konuşmalar sırasında farklı sesler duyabilir ve farklı sözcüklerin anlamlarını öğrenebilirler. Bu, farkında olmadan yaptığımız bebek gibi konuşmak, nasıl bir konuşma tarzıdır? Bebek gibi konuşurken gerçekte neler olur. Bu konuşma tarzında kendinizi;

·         daha yavaş ritimle ve uzatarak konuşurken

·         daha yüksek sesle konuşurken

·         sözcükleri tekrarlarken

·         konuşmalarınızı basitleştirirken

·         sesleri vurgularken

·         sözcükleri vurgularken bulabilirsiniz.

İlk başta, bebekle bu tarzda konuşurken komik duruma düştüğünüzü sanabilirsiniz, ancak bu değişik konuşma şeklinizin, bebeğin dikkatini daha çok çektiğini göreceksiniz

Ailenin öğretebildikleri

Bebekler, doğuştan dil ve konuşma yeteneğiyle doğarlar; ancak ailenin yardımı çok önemlidir. Araştırmalar, çocuğun nasıl ve ne zaman konuşmayı öğrendiği konusunda, ailesinin desteğinin olumlu etkisi olduğunu göstermektedir.

Dili kullanmayı öğrenmek dereceli bir süreçtir. Bebek, çevresinde konuşulan dili dinlemekten mutlu olacaktır ve duyduklarını, pratik yaparak konuşmayı öğrenecektir. Önce kendisine söylenen şeyleri anlamaya, daha sonra da sözcükleri tek tek kullanmaya başlayacaktır. Başlangıçta bu sözcükleri tutarsız olarak kullanabilir. Daha sonra bu sözcüklerle basit cümleler kuracak ve en sonunda da daha uzun ve anlaşılır cümleler kurarak, hangi sesleri kullanacağını doğru olarak öğrenecektir.

Birçok aile, çocukların nasıl ve ne zaman konuşması gerektiğini bilmekte güçlük çekerler. Ancak, her çocuğun kapasitesinin farklı olduğunu unutmamak gerekir. Aynı ailedeki çocukların konuşmayı öğrenme süreleri farklı olabilir. Kız çocukları, erkek çocuklarına göre konuşmayı daha erken kazanabilmektedirler. Burada önemli olan, çocuğun dil gelişiminde tutarlı olmasıdır.

0-1 Yaş

Bebeğin dili öğrenmesi doğumla başlar. Dolayısıyla, ona yardım etmek için hiçbir zaman çok erken değildir. Bebekler, çevrelerinde duydukları sesleri dinlerler. Ayrıca, ne zaman mutlu ve ne zaman mutsuz olduklarını bilmemiz için sesler çıkarırlar. Bu ilk aylarda konuşmanın temelleri hazırlanmıştır. Sizin konuşmanız sırasında, bebek size mırıldanarak ya da yüz mimikleriyle gülümseyerek tepki verir ya da motor hareketlerle el sallama ve tekme hareketleriyle yanıt verir. Bebekle konuşurken, diğer yetişkinlerle konuştuğunuz gibi davranın. Bir şey söyleyin ve sizi yanıtlamasını bekleyin, ardından tekrar bir şey söyleyin.

1-2 YAŞ

12 aylık dönemde hemen hemen tüm çocuklar ilk sözcüklerini söylerler. Ancak, bu çok değişken olabilir; kimileri bunu sekizinci ayda gerçekleştirirken, kimileri de 18 aylık döneme kadar bunu gerçekleştirememiş olabilir. Bu dönemde önemli olan, çocuğun seslerle değişik ton ve şiddette denemeler yapmasıdır. Bu dönem içinde çocuğunuz daha fazla oyun oynamaya başlayacak ve aynı şarkıyı ya da ninniyi defalarca dinlemekten zevk alacaktır. Bu sizin için çok sıkıcı olabilir, ama onun için önemlidir. Çocuğunuz, daha fazla sözcük öğrenmeye başlayacak ve bu sözcükler daha anlaşılır hale gelecektir.

Ona Nasıl Yardım Edebilisiniz ?

Aşağıda çocuğun dil gelişimine yardımcı olabilecek öneriler verilmiştir:

12-18 AY ARASI (Tek Sözcük Evresi)

·         Çocuğunuzla iletişiminizde basit ve kısa cümleler kullanın.

·         Doğal bir formda, ancak yavaş, anlaşılır ve açık konuşun.

·         Çocuğunuzun sözcük kazanımı için, tercihli sözcüklerle soru yönelterek    model olun. Örneğin; elma ya da muz ister misin? gibi.

·         Oynayabileceği bazı oyuncakları sağlayın. Örneğin; oyuncak bir telefon, konuşma taklitleri yapabileceği en iyi oyuncaktır.

18-24 AY ARASI (Telgrafik Konuşma)

·         Yaptığınız aktiviteleri ve ne olduğunu anlatıp, tanımlayın.

·         Birlikte bazı günlük aktiviteler yapın, böylece konuşacak çok şey olacaktır.

·         Çocuğunuzun oyun içinde gerçek nesnelerle oynamasını teşvik edin, örneğin; gerçek yiyecekler kullanılan bir çay partisi gibi.

·         Resimli olay ya da nesne kartlarıyla grup oyunları oynayın, bulmacalar çözün.

·         Geçmişten, günümüzden ve gelecekten söz edin; bugün ne yaptınız, yarın büyükanne gelecek gibi.

·         Eğer çocuğunuzun çıkarabildiği bir ses varsa (örneğin; baa), bu sesle başlayan ve çevresinde bulunan nesneleri öncelikle sözcük dağarcığına kazandırmayı hedefleyin. Örneğin; bardak gibi. Bu sözcüğü basit cümlelerde ve duruma uygun ifadelerin içinde kullanın.

·         Hedeflediğiniz ve çıkarabildiği sese ilişkin sözcük kartları oluşturun. Bu kartlarla evin içinde çeşitli oyun ortamları hazırlayın. Karttaki sözcüğü göstererek ismini söyleyin. Sözcüğün nasıl söylendiğini duymasına yardımcı olun. Bazen ona da sorarak isimlendirmesini isteyin. Her ne şekilde isimlendirme yaparsa yapsın, doğru kabul edip, tekrar geri iletim sağlayın. Örneğin; Evet bu bir “bardak”. Daha sonra /b/ sesiyle başlayan diğer karta geçin. Unutmayın, bu sadece bir oyundur, çocukları zorlamak ve terapist rolü oynamak çocuğunuz için gereksiz ve sakıncalı olacaktır. Kendi gelişim süreci içinde yalnızca onu desteklemeyi hedef alın.

İfade Edici Dilin Ortaya Çıkması

Çoğu anne-baba, bebeklerinin ilk sözcüklerini duymanın heyecanını hatırlayabilir. Fakat bu önemli başarı bir gecede ortaya çıkmaz. Aslında, bebekler bir sabah tüm cümleleri kazanmış olarak uyanmazlar. Gerçekte, hastanede duyulan ilk çığlıktan “da-da” ya da “ma-ma” gibi kontrollü ifadelere gelişme yavaş, sistematik ve bir çok çocuk açısından önceden tahmin edilebilir.

Stark (1979), beş aşamalı dönemden oluşan dil-öncesi dönemi tanımlayan bir çerçeve oluşturmuştur.  Dil gelişiminin bu ilk dönemleriyle ilgili olarak, yol gösterici olması açısından Stark’ın modeli kullanılacaktır. Ancak önce bir uyarıda bulunmak gereklidir: Dil gelişimi bireyseldir. Gelişimle ilgili genellemeler yapılması mümkün olsa da, bu genellemeler her çocuk için doğru değildir. Çocuklar arasında dil gelişimi açısından büyük farklılıklar vardır. Bu nedenle, bir çocuğu dil bozukluğu hakkında konuşulurken çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü, çocuk aşağıda tanımlanan dönemlere harfiyen uymaz. Bu dönemlerin ötesinde gelişim gösteren bir çocukla ilgili olarak aşırı heyecanlanmak da bir hata olabilir. Bununla birlikte, çocuğun normal gelişim dizisinden bir sapma gösterdiği durumlar dikkate alınmalıdır.

I. Dönem (0-8 Hafta)

Bu dönemde; yeni doğanlar, refleksif ağlama ve hayati solunum yaparlar. Yani, ağızlarını açarlar ve ne geliyorsa çıkarırlar. Bu gelen tepkiler, genellikle anne-babanın ilgisini isteyen çığlık biçiminde yüksek sesli ağlamalardır. Bu ağlamayı göz ardı etmek güçtür, hatta acı vericidir. Bireysel farklılıklar olsa da, bu ağlamalar tipik olarak kısa, hızlı ve patlama şeklindedir. Kimi bebekler göreceli olarak daha sessizdir; diğerleriyse sürekli ağlıyor gibi görünürler. Kimileri çığlık şeklinde, yüksek sesli ağlamalara sahiptir, diğerleriyse sessiz ağlarlar. Bebekler ayrıca, anne-babalarına sanki bebek iletişim başlatmak istiyormuş gibi tepki verebilecekleri geğirme, öksürme ve hapşırık gibi sesleri çıkarırlar.

II. Dönem (8-20 Hafta)

Bu dönem, bebeklerin kendi ses çıkarma organları üzerinde, gittikçe artan oranda kontrol kazandıkları bir dönemdir. Ağlama ayırt edici hale gelir ve böylece anne-babalar, açlık, rahatsızlık, istek gibi farklı tür ağlamaları , birbirinden ayırt etmeye başlar. Ağlama patlamaları, giderek daha katlanılır ve genellikle daha az sıklıkla oluşmaya başlar. Bu dönemin sonundan itibaren, bebeklerin çoğu gığıldama sesleri çıkarmaya başlar. Bunlar anne-babalar tarafından sıklıkla keyif sesleri olarak yorumlanan, ünlü-benzeri (aaa, ooo) ifadelerdir. Bu aşamada birçok bebek kahkaha atmaya da başlar.

III. Dönem (16-30 Hafta)

Bu dönem sesli oyunlarla karakterize edilir ve ses mekanizması üzerinde sürekli kontrol bulunan bir dönemdir. Ünlü sesler bebeğin ses dağarcığına girmeye başlar. Bunlar daha önce gözlenen gığıldama seslerine eklenebilir. Bu dönemin sonundan itibaren, bebek babıldama olarak adlandırdığımız ünlü ve ünsüz seslerin birleşiminden oluşan heceleri çıkarmaya başlar.

IV. Dönem (25-50 Hafta)

Bu dönem, gerçek hece tekrarı aşamasıdır. Bebek ba ya da ma gibi ünlü ve ünsüz bileşimlerini çıkarır. Bu dönemin sonundan itibaren bu ünlü-ünsüz bileşimleri, perde ve tonlaması sık sık değişen uzun diziler (ba ba ba) halinde tekrarlanır.

V. Dönem (9-18 Ay)

Çocuğun hece tekrarı gittikçe karmaşık hale gelir. Ünsüz seslerin sınırları genişler. Birçok çocukta jargon ortaya çıkar. Bu, dile çok benzeyen bir ses çıkarma tipidir. Çünkü, buradaki ses ve tonlama, dile oldukça benzer. Başka bir odadan dinlenirken bebeğin gerçekten konuştuğu düşünülebilir. Çünkü, bu ses dizileri cümlenin ses özelliklerini taşır.

V. Dönem gerçek diş üretimine geçişi işaret eder. Bu yaş, anne-babaların, ilk sözcüklerin çıkarıldığını saptadıkları yaştır. Bunlar bazen jargon konuşması içerisinde duyulur. Sözcükler bazen net olarak çıkarılır; fakat daha sonra günlerce ya da haftalarca duyulmaz. Bazı çocuklar, tutarlı bir anlama gelen ve ünlü-ünsüz bileşimleri olan kalıp sözcükler kullanabilir. Örneğin, çocuklardan birisi, isteğini anlatmak için, sözcük yerine geçen na bileşimini kullanabilmektedir

Çocuğun Konuşmayı Öğrenmesine Yardımcı Olacak İpuçları

Çocukların konuşmayı öğrenmesi çok karmaşık bir süreçtir. Bu aşamada ailenin katkısı da çok önemlidir. Bu konuda bazı öneriler verilebilir:

·         Çocuğunuza konuşmak için zaman ayırın. Onun yaptıkları ya da kendi yaptıklarınız hakkında sohbet edin.

·         Onunla konuşurken sıranızı bekleyin; bir şey söyleyin ve size yanıt vermesine fırsat tanıyın.

·         Günde en az bir saat, onunla yüz-yüze konuşmak için zaman ayırın.

·         Odadaki TV, radyo, video, müzik ve bilgisayar oyunları gibi gereksiz seslerin olmadığı ortamda iletişimi deneyin.

·         Az konuşmanın çocuğunuzun sizinle konuşmasını zorlaştıracağını unutmayın.

·         Konuşurken çocuğunuza bakın ve size dikkat ettiğinden ve dinlediğinden emin olun.

·         Çocuğun ifadesinde kullandığı yanlış sözcükleri, “yanlış kullandın” gibi uyarmalar yerine, doğru model olarak, kısa cümle içinde tekrar etmeniz uygun olacaktır.

·         Dilin, iletişim için gerekli olduğunu ona hissettirin. İşaretle ya da nesnenin ismini söylemeye çalışarak, bir şey istediği zaman; örneğin “Süt mü istiyorsun?” gibi yönergelerle, ona hem uygun konuşma modeli olun hem de istediği nesneyi vererek kendisini ödüllendirin.

·         Çocuğunuzun her sözcüğü söyleme çabasını övgü ile pekiştirin.

Dil ve Konuşma Problemleri

Ne Tipte Olabilir?

Dil gelişiminde neyin normal olabileceği konusunda, çocuktan çocuğa çok farklılıklar olabilir ve çok az çocuk şemamızdaki aşamaları gösterir.

Dil ve konuşma problemleri pek çok değişik biçimde ortaya çıkar ve çocuklar, bir ya da birkaç problemi eşzamanlı yaşayabilirler. Örneğin; hangi nedenle olursa olsun, gecikmiş problemi olan bir çocukta, aynı zamanda artikülasyon sorunu da kendini gösterecektir. Aşağıda çocuklarda en sık görülen dil ve konuşma problemleri belirtilmiştir:

·         Dili anlamaya ilişkin problemler

·         Dili ifade etmeye ilişkin problemler

·         Uygun iletişim kurabilme yeteneğinde ilişkin problemler (edimbilim)

·         Nörojenik kökenli problemler (yapısal)

·         Artikülasyon / Fonolojik problem

·         Akıcılık problemi

·         Ses bozukluğu.

Aile Ne Zaman Yardım İstemelidir?

Ne zaman yardım isteyeceğiniz konusunda belirgin bir kural yoktur. Eğer endişeleniyorsanız doktorunuzla konuşmanız gerekecektir.

Endişe nedeni şunlar olabilir:

·         Çocuğunuz seslere tepki vermiyorsa.

·         Siz ve ailenin diğer üyeleri, çocuğunuzun ne söylediğini anlamıyorsanız.

·         Ailenin öyküsünde, bir dil ve konuşma gecikmesi varsa.

·         Çocuğunuzun dil gelişiminin ve konuşmasının, aynı yaştaki çocuklara göre belirgin olarak geride olduğunu düşünüyorsanız.

Gecikmiş Konuşmanın Nedenleri

Gecikmiş konuşmaya; disartri, serebral palsy ve diğer nörojenik bozukluklar gibi nörolojik Down sendromu gibi genetik bir problem neden olabilir. Bilinen bir nedene bağlı olmayan gecikmiş konuşma, artikülasyon ya da akıcılık problemleri de olabilmektedir. Bunların yanında, işitme problemleri de gecikmiş konuşmaya neden olabilmektedir. Birçok çocuk, orta kulak iltihabına ilişkin sorunlar yaşayabilir. Ayrıca, çocuğunuz sürekli orta kulak enfeksiyonu çekiyorsa, duymasında ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu da, konuşma çabasını olumsuz yönde etkileyecektir.

Bu türden belirtilerin olması durumunda, öncelikle bir pediatristin çocuğunuzu görmesi ve gerekirse KBB ve odyoloji muayenesi yapılmalıdır. Doktorunuz, çocuğunuza yardım edilmesi gerektiğini düşünüyorsa, genel gelişimiyle spesifik dil ve konuşma özelliklerinin değerlendirilebileceği, varsa üniversitelerin dil ve konuşma bozuklukları birimlerine, yoksa çocuk gelişimi, çocuk ruh sağlığı ya da özel eğitim gibi birimlerine ve özel merkezlere ulaşabilirsiniz. Çok gereksinim duyulmasına karşın, ülkemizde konuşma tedavisiyle ilgilenen kişi sayısı sınırlıdır. Bu kişilere ulaştıktan sonraki aşama, çocuğunuz ve danışmanlık aldığınız kişi ya da birim arasında, düzenli bir terapi programı yapmak olacaktır. Terapinin süresi ve başarısı, problemin tipine ve yanında eşlik eden diğer gelişimsel-yapısal sorunlara göre değişiklik gösterecektir.

 Çocuğun Konuşmaya Başlaması Nelere Bağlı?

Bir çocuğun konuşmaya başlamasının pek çok etkene bağlı olduğunu söyleyen Klinik Psikolog Çiğdem Çalkılıç, sözlerine şöyle başlıyor: “Dil gelişimini hem alt yapıya ait faktörlerin (genetik belirleyiciler, her açıdan fiziksel sağlık, gelişim, vb.) hem de ailevi\çevresel şartların (annenin sağlığı, anne-çocuk ilişkisinin durumu, anne-baba ilişkisi ve çocuğa karşı tavır-tutumlar) birbirini tamamlayan ilişkisine bağlıdır. Bunlardan bazılarında meydana gelebilecek aksamalar dil gelişimini etkileyebilir. Bu etkenleri sağlıklı bir gidişat içerisinde olduğunu varsayarak 5-6 haftalıktan itibaren dikkati dış dünyaya dönen bebeğin, sosyal gülümseme dediğimiz gülümsemeye başladığını ve bunu yanında sesli ifadelerin geliştiğini görürüz.

Konuşmaya başlamadan önce bebek epeyce hazırlık yapar.bebeklerde cıvıldama, annenin sesine yanıt verir gibi yapma, ses taklitleri dil gelişiminin önemli bir parçasıdır. İlk bebeklikte annenin bu iletişime ve ilişki kurmaya açık olması faydalıdır. Bebeği benimsemek, hazırlıklı olmak, çevreden destek görmek de anne-bebek ilişkisini olumlu yönde etkileyecektir.(Bebeğimiz ve Biz Kasım 2001; syf 37)

Dil Gelişimini Etkileyen Faktörler
Sağlık ; şiddetli ve uzun hastalıklar, çocuğun konuşmasını geciktirebilir. Hastalık nedeniyle başkalarıyla haberleşmesinin kısıtlanması da konuşmasını geciktirir.(Yavuzer,1993;S93)

Zeka ; 2 yaşına kadar çocuğun çıkardığı seslerle zekanın ilişkisinin olmamasına karşın, 2 yaşından sonra dil gelişimiyle IQ arasında sıkı bir ilişki olduğu görüşü ağır basmaktadır. (Yavuzer,1993;S93)

     Sosyo-Ekonomik Koşullar ; dil gelişimindeki değişiklikler, sözcük dagarcığının sınırı, dilin doğru kullanılışı ve ifade etme becerisi çocuk büyüdükçe gelişir. Sosyo-ekonomik durumu iyi ailelerin çocukları ergen ve düzgün konuşur. (Yavuzer,1993;S93)

     Cinsiyet ; konuşma konusunda erkek çocuklar kızların gerisinde kalırlar. Mc Carthy’e göre ilk yıllarda cinsiyet farkı yoktur ve çocuklar annelerini örnek alarak hecelerler. Ancak bir süre sonra kızlar anneyi, erkekler babayı örnek alır. (Yavuzer,1993;S93)

     Aile İlişkileri ; bakımevlerinde büyüyen çocuklar aile içinde büyüyen çocuklara oranla daha çok ağlarlar fakat daha az hecelerler. Aile bireyleri (özellikle anne) ile çocuk arasındaki sağlıklı ilişkiler dil gelişimini oldukça etkiler. Ailede tek olan çocuk daha çok ve düzgün konuşur. Çünkü tek çocuk annenin ilgi merkezidir. (Yavuzer,1993;S93)

Çocuğun Konuşma Gelişimini Hızlandırmak İçin: 

1.    Çocuğa sevgi ve huzur dolu bir aile ortamı hazırlayın.

2.    Çocuk ile ilgilenin ve ona sevildiğini hissettirin.

3.    Çocuğun bedensel ihtiyaçlarına (yemek, uyku, koruma vb.) cevap verin.

4.    Çocuk ile yaşı ne olursa olsun sık sık konuşmaya çalışın.

5.    Yaşına uygun şekilde onun ile oyun oynayın.

6.    Çocuk ile vakit geçirin.

7.    Dengeli ve çeşitli beslenmesini sağlayın.

8.    Kendi haline kalmasına izin verin.

9.    Mümkün olduğunca yaşıtlarıyla oyun oynamasını sağlayın.

10. Çocuğun başka insanlarla da iletişim kurmasını sağlayın.

11.  Çocuğunuza hikaye, masal anlatın, ninni söyleyin.

12.  Size gönderdiği konuşma ve ses mesajlarına cevap verin.

13.  Bir nesneyi eline aldığında, onunla ilgili bir şeyler anlatın.

14. Televizyon karşısında çok uzun süre karmasını engelleyin (0-4 yaş)

15. Onunla konuşurken ses tonunu iyi ayarlayın

16. İşaretle anlattığı isteklerini onunla konuşarak yönlendirin, isteklerini anlatmasını sağlayın

17. Fikirlerine değer verin, onunla sık sık dertleşin (yaşına uygun olarak)

18.  Kendine güvenini artırın.

19.  Sık sık sosyal ortamlarda bulunmasını sağlayın.

20. Kalabalık içinde onun konuşmasını teşvik edin.

21. Yaşına uygun bir eğitim almasını sağlayın.

22. Gün içinde belli bir zaman ayırarak onunla resimler üzerinde bol bol konuşun.

23. Yaşına uygun olarak hikaye, masal anlatmasını isteyin.

24. Konuşma zorlukları gördüğünüzde, onun dikkatini konuşmada zorlandığı noktalara çekmeyin.(Bebeğimiz ve Biz Kasım 2001; syf 38)

Bir önceki yazımız olan Okul Öncesi Eğitim Zorunlu Oluyor! başlıklı makalemizdeAmasya, Ankara ve Antalya hakkında bilgiler verilmektedir.

Şu an ilgili yazı bulunmamaktadır!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

%d blogcu bunu beğendi:
DMCA.com Protection Status